29 Aralık 2008 Pazartesi

Arda ile rutin günler...

ARDA VE CANIM ANNEM :)
Ardayla bir gün diğerini kovalıyor. Sanki bu sahneyi daha önce yaşadım diyorum. evet birgün önce de aynı şeyler yaşanıyor. gün - tarih - saat kavramını yitirdim. akşam nasıl oluyor anlamıyorum. Çoğu zaman yemek bile yapamadan akşam oluyor. evin içi almış başını gidiyor. şimdi birde oyun faslımız var. bu sebeple oyuncaklar, oyun minderi vs. de ortalıkta. şimdi bir melek gibi uyuyor. ama az sonra yaygarayı basacak. çok uykusuz olduğum halde yatmadım. ilk kez kahvaltımı erkenden yapmış oldum. tabi 10 dakika içinde. eğer 10 dakika daha uyursa şanslı hissedeceğim kendimi.
Anne olmak bambaşka güzel. Ama hergünü yeni bir şey ögrenerek geçiyor. insan yüzü görmüyorum. ne tv ne pc. haberlerden bihaber bütün dünya Arda.
kızardım evde bebek bakıp dünyadan kopan kadınlara. kendini bırakıp göbek baglayan, pijama terlik durumunda akşam eden kadınlara. neymiş? büyük konuşmamak gerekiyormuş.
akşama kadar pijama terlik modundayım. çok şükür kilo almadım ama bu almayacağım anlamına gelmiyor. Arda müsaade edip yemek yiyemedigimden sanırım kilo almayışımda.
Geçen akşam saati Arda yarım saat uyuyunca yemeği ocağa atıp eski elbiselerimden birini denedim. aaaa süper oldu. hala eski elbiselerime girebiliyor olmam mutlu etti beni. bi de saç tarayalım, bi de makyaj yapalım dedim koştur koştur masayı da kurdum. O sıra arda uyandı, eşim geldi. adamcağız şaşırdı tabi. baktı baktı bugün bizim evlilik yıldönümümüz falan degil di mi?
nişan yıldönümümü, tanışma yıldönümü mü? dogumgününe daha var. Allah Allah dedi :) çok güldüm aglanacak halimize.
kendini unutturuyormuş çocuk insanlara. uzun zamandır sohbet edemedigimizi, masaya aynı anda oturup kalkamadığımızı farkettim. ya ben ardaya bakıyorum o yemek yiyor ya o bakıyor ben yiyorum. Allah evlatlarımıza saglık versin ama bir an önce uyku düzenimiz otursa da eski günlere geri dönsek...

Okuyan okumayan herkese mutlu ve güzel bir yıl diliyorum saglıkla... inşallah...

16 Aralık 2008 Salı

Zaman... sadece birazcık zaman...


Zamana ihtiyacımız var, Arda'nın bizim oğlumuz olduğunu anlaması, benim anne olduğumu idrak edebilmem için zamana ihtiyacımız var. Bu öğretinin doğuştan bir yetenek olduğunu düşünsemde biz buna alışmak diyelim en iyisi...

nasıl doğar dogmaz emmeyi biliyorduysa oğlum, ben onu nasıl bir çiçek kadar narin koklamayı biliyorsam sanırım öyle birsey anne olmak...

bir filmde izlemiştim çocuk en iyi boynundan koklanırmış. yıllar geçse büyüsede anasının burnundaki kokusu hiç değişmezmiş. Bende Ardamı kokluyorum kokluyorum her gün şükrediyorum. her an büyüdüğünü birşeyler öğrendiğini gördükçe mutlu oluyorum. Geç kalmış bir mutluluk olarak adlediyorum bu mutluluğu. Bilseydim çok daha önce anne olmak isterdim.

Bir taraftan onun büyüdüğünü görerek mutlu oluyorum, öteki taraftan çok çabuk büyüyor doyasıya bebekliğini tadamıyorum diyorum.

Geçenlerde yine gaz sancısı ile boguşurken eşim dediki bir sabah uyansan ve arda büyümüş olsa ister misin? gaz sancısı diş çıkarma problemi agrısı sızısı kalmasa?

Düşündüm aslında kulaga hoş geliyor ilk başta. ama hayır dedim. anne olmak çekilen sıkıntılarla olgunlaşan bir meyve. Tadı o şekilde alınıyor. O şekilde kutsallaşıyor. Her acısına her sıkıntısına katlanmaya razıyım. Rabbim ona saglık versin, bizlerden ayırmasın..


Daha önce söylemiştim di mi? ama yine söyleyeyim :))

Ben ona resmen aşığım :))

5 Aralık 2008 Cuma

Gaz sorunsalı...

İnsanın elinin kolunun baglı olduğu an bu anmış. çıglık kıyamet aglıyor ama ben hiçbirsey yapamıyorum. içimdeki bütün kan çekiliyor sanki. bayılmak üzereyim. hiç kimse için bu acıyı yaşamazmış insan. evlat ne tatlıymış. kendi canından öte varlıkmış. aşkmış, tutkuymuş, özlemmiş, vuslatmış, acıymış, mutlulukmuş, hayatmış...
hiçbirsey yemiyorum. dokunur, aman gaz yapmasın diye yemiyor içmiyorum. izale yaşıyorum
gaz yapmayacak ne var makarna pilav onlarla haşır neşirim bu sıralar. kilo almam an meselesi.
onu öyle acı çekerken görmek, içini çeke çeke aglarken dinlemek dünyanın en büyük işkencesi.

nasıl bir agrıdır nasıl bir gazdır bu. dogalgaz bu kadar pahalıyken benim oglumda çıkarmaya korkuyor sanırım :)

fikri olan ya da bir çözüm bulan varsa yazsın Allah aşkına. ne duysam deniyorum. eşimle kavga ediyoruz. çocuga bisey olacak diyor. o acı çekerken benim elim kolum baglı oturmam mümkün mü. acı elma yagıyla masaj önerdi bir arkadaşım onu aldı baba bugün onu deneyeceğim.
çörek otu çayı, rezene, şekerli su, ısırgan çayı vs. vs. herşeyi deniyorum içiyorum kendim. ona gaz olmasın diye. ama sonuç hüsran...
bugünler geçer mi? geçer desin biri lütfen. bunu duymaya çok ihtiyacım var...

2 Aralık 2008 Salı

Arda'lı günler...


Arda ile zaman hızla akıp gidiyor.
Benimle birlikte dogum yapanlar yazmış döktürmüş. ben söz verdim ama hala yazamadım. Nagiscimin yorumuyla yazayım dedim. umarım Arda izin verir de bitirebilirim dogum hikayemi.

Gebeligim hiç normal süreçte geçmedi. hep bir sorun hep bir korku ve stres yaşadım.
6. aydan itibaren gebelik şekerimin olduğunu ögrendim. Bunu ögrenmeden öncede tatlıyla aram hiç olmadı gebelik boyunca bu benim şansım oldu. ama yine de şekerim bir türlü kontrol altına alınamadı. diyetisyen, dahiliye doktor doktor gezindim ama şekerim düşmedi bir türlü. bir de bebeğin 1 gün boyunca neredeyse kıpırdamadağı da yüreğimizi agzımıza getirdi.

Doktorum dogum tarihimizi 06 Ekim olarak belirlemişti. İstanbul'un kurtuluşunda dogacaktı oglum. benim de onun da kurtuluşu olacaktı. ne güzel diyordum.
Bayram da geliyordu. Annem memleketten gelmişti. herşey iyi gidiyordu. bir akşam tansiyonum feci yükseldi. ki ben hep düşük tansiyonlu bir insanımdır. gebelikte de yükselmemişti çok fazla. ardından şekerimi ölçtüm. gözlerime inanamıyordum felaket yüksekti. hemen doktorumu aradım insülin kullanmama ragmen böyleydi.
Doktorum ertesi güne çagırdı beni gittim nst'ye bağlandım. herşey yolunda görünmesine ragmen biraz stres çıktı. şekerim hala yüksekti. insülin dozunu artırdık. ama yine düşmüyordu.
açlık şekerim bile yüksek çıkıyordu. yapacak birşey yok dedi doktorum hazırlan bebeğini Cuma günü alacağım. tarih 3 Ekim :( sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. evimin temizlenmesi lazım. cumartesi günü kadın gelecekti temizlemeye. eee ben dogurursam evde olamam ki
birini arayıp bulduk bayramın 3. günü evde temizlik vardı :( ee bir de cuma günü tamamlarım dedigim eksiklerim vardı. onları almamız lazımdı çarşıya çıkıp onları hallettik annem ve eşimle çıkıp.
bütün gün hiç oturmadım, dinlenmedim. herşey hazırdı. sabaha kadar uyumadım haliyle. sabah kayınvaldemleri de alıp hastaneye gittik. ablamlar hastanede bekliyorlardı. odamıza çıktık. hemşireler gelip bilgileri güncellediler. kayıt altına aldılar. şekerim ölçüldü. 12 de doguma girecektim. ameliyat önlügünü erkenden giydirdiler. ama ben inanılmaz rahattım. hiç stres korku yoktu. elim karnımdaydı sürekli oglumun hareketlerini takip ediyordum. saat 12:30 da Sedye geldi bonemi giydim. saçlarım öyle uzamışki boneye sıgdıramadık. herkes yanımda sedye koridorda ilerliyor annemi göremiyorum gözlerim doluyor. annem nerede diyorum geliyor öpüyor beni. oglum size emanet diyorum. bana bisey olursa ona iyi bakın. herkes aglıyor. ben tutamıyorum kendimi. diğerlerini asansöre almıyorlar eşimle ben varız kameraya çekiyor eşim elimi tut diyorum ogluma yoklugumu hissettirme diyorum. yine başlıyorum aglamaya. içeri alıyorlar eşimle ellerimiz ayrılıyor filmlerdeki gibi bir sahne...
ameliyat masasına uzanıyorum. ilk kez degil bu çok aşinayım bu duruma. ama elim karnımda sürekli diyorlarki ellerini baglayacağız. o zaman kötü oluyorum sanki bebeğim benden koparılacak kavuşmaktan ziyade bir ayrılık olacak gibi geliyor. gözlerimden yaşlar süzülüyor. doktorumu görüyorum gülümsüyor bebeğimin adını söylüyorum. kameraya çekmeyi unutmayın diyorum (ama unutmuşlar. :( bir de sonra yanlışlıkla silindi diğer kayıtlarda :() bebeğim 12:45 itibariyle dünyaya gözlerini açmış. ben çıktığımda saat 13:30 du. hayal mayal hatırlıyorum bebeğimi getirip yanıma gösterdiler.
Bütün ezberlerimi, hayata dair bildiğim herşeyi unuttum. ogluma aşık oldum. mis gibi kokuyordu. dudakları yüzüme degiyor sanki beni kokluyor öpüyordu.
sıcacıktı yüregim sıcacıktı oglum herkes bizi seyrediyordu ama umrumda degildi. neler söyledim ne yaptım hiç hatırlamıyorum. bebeğimdi önemli olan. aşkımızın meyvesiydi o. birbirini seven insanların bebekleri bu kadar güzel oluyormuş demek ki. aynı eşime benziyordu. elleri bembeyazdı. tırnakları mosmor.
yüzü kıpkırmızıydı. sürekli aglıyordu. ilk emdiginde çok feci canım yanıyordu. ama sanki hep yaptığı birseydi. ögretmeye gerek yoktu. emiyordu kendiliginden. ama süt gelmiyordu.
emdi emdi doymadı mama yedirdiler . bir anda hemşire gelip eşimi çağırdı. herkes kayboldu odadan bebeğime birsey oldu dedim yok dediler. ama içim sızlıyordu. annelik nasıl birseymiş hissediyordum. ogluma ne oldu diye sordum yalvardım yok dediler. sonradan ögrendim ki oksijene baglamışlar solunumu hızlanmış. eger normale dönmeseydi kuvöze alacaklarmış.

gece kustu. midesinden kan geldi.doktoru nasıl çağırdım hastaneyi nasıl ayaga kaldırdım ben bile inanamıyorum. o dikişlerle nasıl yataktan dogrdulup koridorda koşup bagırdım gerçekten inanılmazdı.
kimseye sesini bile yükseltmeyen ben bagırıyordum avaz avaz. ya ogluma bisey olursa diye
verilen mamanın yaramadığına kanaat edip midesini yıkadılar. küçücük bir bedene nasıl bir eziyetti bu. ondan sonra da mama vermelerine izin vermedim. saatlerce emmesine izin verdim.

evimize geldigimizde sütüm düğümlenmişti. yaşadığım ızdırabın tarifi yoktu. bütün acıların üstündeydi bu acı hiçbirseye benzemiyordu. günlerce agladım. pompa kiralayıp sütümü sagdık. 10 gün sonra ancak düzeldi.

Bebeğim inanılmaz gazlı bir bebek. çok aglıyor çok uykusuz kalıyorum. ama hiç gocunmuyorum. ona baktıkça içim titriyor bir yaprak misali. o benim dünyadaki en büyük mirasım. ikinci aşkım. ilk gözagrım.

canım oglum belki birgün bu satırları okuyacaksın. dünyadaki en büyük şansım, yürek parçam. can kuzum, seni dünyadaki hiçbir varlığın sevilmeyeceği kadar çok seviyorum. iyi ki dogmuşsun iyi ki yavrum olmussun, iyi ki annen olmuşum. güzel günler görelim inşallah hep birlikte... baban, sen ve ben... birliğimiz, dirliğimiz, mutlulugumuz hiç bozulmasın inşallah.
seni çok ama çok seviyorum...