8 Nisan 2008 Salı

Kendini hasta etme eylem planı


Herkes hayata aynı bakamıyor. Çünkü hepimiz farklıyız. Yine de kendimizi “mahvetmenin” türlü yolları var. İşte üzerinde ulaşılan liste. Düşünün bakalım, siz listedekilerin kaç tanesini yapıyorsunuz.

  1. Kendini aşındırmaya bırakmak. Hızlı ve yıpratıcı bir yaşam sürmek. Hiç durup dinlenmemek. Geç yatıp erken kalkmak. Kahveyle enerji kazanmaya çalışmak.
  2. Hamur işinden şaşmamak. Sebze, taze meyve ve tahıların yanına yaklaşmamak.
  3. Düzenli olarak sigara ve alkol kulanmak. Ruh halinizi kontrol altında tutmak için, sakinleştiricilere ve uyarıcılara başvurmak.
  4. Farklı partnerlerle önlem almadan cinsel ilişkiye girmek. Uyuşturucu kullanmak.
  5. İnsanlara öfkelenmek, fakat duygularını gizlemek. Sürekli ber şeylere endişelenmek. Mutsuz olmak, fakat mutluşmuş gibi yapmak.
  6. Büyük çaplı borca girmek. Kredi kartlarını doldurmak, yenilerini almak. Hesapları ödeyememek, telefon ve kapı çaldığında korkuya kapılmak.
  7. Yaşamından ve ilişkilerinden mutlu olmamak, fakat değiştirmek için de hiçbir şey yapmamak.
  8. Mutsuzlukları yüzünden başkalarını suçlamak. Çaresiz ve umutsuz hissetmek. Sorunların çözümü için şans oyunlarına bel bağlamak.


Bu kendini hasta etme listesi, çoğu insanın, kendinde ciddi bir hastalık yaratmak istiyormuş gibi hareket ettiğini gösteriyor. Bilinçli olarak hasta olmaya çalışsalar, belki de bundan daha iyi bir performans gösteremezlerdi.
Aşırı sigara tüketimi, aşırı yeme-içme ve yıpratıcı, aşındırıcı bir yaşam sürmenin altında “ağır çekim” bir intihar denemesi niyeti yatabilir mi? Belki de...
Ancak insanların hasta edici şeyler yapmayı sürdürmelerinin ve onları değiştirmeye çalışan insanlara direnmelerinin bir nedeni daha var: Uzun ve sağlıklı yaşamak için ne yapmamız gerektiği bilgisinin, insana ilişkin bilgilerimizin bir parçası olmaması.
Binlerce yıldır, “Ye, iç, keyfine bak, her an ölebiliriz,” söylemi, geçerli bir yaşam felsefesi olarak kabul edilmiştir. Biz insanların, ona iyi bakmamız koşuluyla, 100 yıldan daha fazla yaşamak üzere tasarlanmış birer bedene sahip olduğumuzun keşfi, bizim için henüz çok yeni bir gelişmedir.
Şimdi “Ye, iç, keyfine bak” türü bir yaşam stilinin erken ölüme götürdüğünü biliyoruz. Uzun yaşamak için, eski insanlardan farklı beklentiler yaratmamız gerekiyor. Aile tarihçeleri, öyküler, tiyatro oyunları, filmler ve televizyon programları, 60’larında ve 70’lerinde ölenlerin çoğunun ölüm nedeninin, kalp krizi ya da diğer kazalar ve hastalıklar olduğunu gösteriyor.
Bunları görmek kişisel beklentilerimizi etkiliyor. Böylece beklentilerimiz kendi kendini dolduruşa getiren kehanetlere dönüşüyor. Bir şeyin olacağına inanıyorsunuz ve onun olmasını sağlayacak biçimde yaşayıp, hareket etmeye başlıyorsunuz.


İşte yanıtlanması gereken birkaç soru:
* Ne kadar uzun yaşamayı bekliyorsunuz? Aile üyelerinizin çoğunun öldüğüne inanılan belli bir yaş var mı?
*100 yaşına kadar ya da daha fazla yaşamak ister misiniz? Kendinizi 100 yaşında hayal etmeye çalıştığınızda, aklınıza ne gibi görüntüler geliyor? 100 yaşına kadar ya da daha fazla aktif, sağlıklı mutlu bir yaşam sürdügünüzü hayal edebiliyor musunuz?
* Sigara içmek, alkol almak, yemek ya da aşırı çalışmak gibi yaşam stilinizin parçası olan bir alışkanlığınızı değiştirmeye çalışan birine hiç negatif tepki gösterdiniz mi? Onlara sizi değiştiremeyeceklerini kanıtlamak, sizin için ne kadar önemli? Ölmeyi göze alacak kadar mı?


(KAYNAK: Kişiliğin Gücü, Beyaz Yayınları, Al Siebert)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder